Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka’dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
AkÅŸamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım
Sessizliğin sesiyle tanıştım
sensizliÄŸimde ve kimsesizliÄŸimde
sen güneşken çehrelere
ben acımın gölgesinde.
Hiç cimri değildi yalnızlık
hiç karanlığını esirgemedi
üzerimden çok cömertti
tıpkı senin vaatlerindeki gibi.
Duvarlarda yüzsüzmüş
hiç renk değiştirmediler,
gözyaşlarım kızdılar
ağlamazmış ya erkekler.
sen aniden gidince evden
kadınlar, komşular,
çoluk, çocuklar
hani hiç kimseler ağlamadılar
yok kırmızı beyaz karanfilli çelenkler,
ama cenaze çıktı evimden,
bir ben gitti benden
ikinci kez yetimliği tattım ben
tadımlık değil doyumluktu
sende çok cömertmişsin doğrusu.
Gözlerim bulut
senin gözlerin şimşek çaktırıyor,
sele boÄŸuyorsun her mevsimimi
kime veriyorsun üç mevsimini
bana bıraktığın
sadece dört mevsimin biri.
Ama ben sana yazdım, ben sana bahardım,
ben sana mavi mavi çiçek açtım
acımın gölgesinde,
sen bana karsın, kışsın, ayazsın, soğuksun
güneşin gölgesinde.
Olsun her ne olursa olsun,
sen yine benim sevdiğim o kızsın,
seni seviyorum diye
bedenim kalbime kızarsa kızsın,
kor verdim bedenimdeki
ateş kızdıkça kızsın.
Ben sana yazdım acımın gölgesinde de
sen bana karsın güneşin gölgesinde.