AÅŸk
sen varken kötü diye birşey bilmiyorduk
mutsuzluklar, bu karalar yaÅŸamada yoktu
sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu
sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler
nicedir bir pencereden deniz güzel değil
nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden
sen gel bizi yeni vakitlere çıkar
Aşiklar Cefâkâr Olur
Âşiklar cefâkâr olur,
Çeker aşkin cefâsini.
Arayip Yûnus’u bulur,
Alır ondan mirasını…
Aşkın âteşiyle yanar,
Âb-ı hayât ile kanar,
Gönüller köşküne konar,
YaÅŸla öder kirasını…
Âşık olunca bülbüle,
“Açmam” diyemez gül bile,
Sevgisi gelince dile,
Duyan anlar vefâsını…
Yûnus’u kılavuz alan,
Varip dergâhını bulan,
Nefsin ipinden kurtulan,
Alır aÅŸktan nemâsını…
Bilir misin sen “aÅŸk” nedir?
Yaradanını bilmektir,
Sevilip sevebilmektir,
Âşık bulur mevlâsını…
Âşıklar vefâkâr olur,
Sürer aşkın sefâsını.
Arar mâşukunu bulur,
Alır onun duâsını…
AÅŸk
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı,
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu
Bir seviÅŸmek gelmiÅŸ bir daha gitmemiÅŸti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullular
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydiki sevmek
Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
AÅŸk
Rabbim, Rabbim, bu işin bildim neymiş Türkçesi;
Senin aÅŸkın ateÅŸtir, ateÅŸin gül bahçesi…
1977
Aşikâr Yazgı
Eskir bir damar bulup
sızıyorum çatlaklarından
ilerliyorum umarsızlığına
bir kördövüş bu
kördüğüm tenlerimizde
suskun bellek kundağı
aşikâr yazgı!
Tohuma kaçtı bilgeliğin
Ayartılmış pervaneler gibi
Yalnızca döndüğü yönü besledi
Ölgün güzelliğin sindi yüzüme
Parmak izin sıvandı belleğimden
Kırdı kalemi hakim:
Kalıp yargılamak isterdim
Susup acımak, ah vakit dar
Bir odayım artık
Ölüsünden sonra içine girilmeyen
AÅŸk
Öptüm yanagindan iki adet
Amma da aci be
Sanki izmaret
AÅŸk acisi oglum bu
Dedi biri
Demez olaydi
Yikildim
AÅŸk bu muydu?
AÅŸk
Bir gözyaşı damlası aşk,
Suskun hasretimin sessiz çığlıklarında,
AÄŸlayan kalbimin,
Özlem dolu gönlümün yanında
Çırpınan küçük bir yürek aşk!
Hayalini kurduÄŸum boÅŸ gecelerde,
Sensizlikten yandığım bu boş şehirde,
Akan gözyaşımda, çarpan kalbimde
Bir deli rüzgar, bir duygudur aşk,
Bir garip sızı, bir gözyaşı aşk!..
AÅŸk
bir zaman aÅŸk denen duyguya
gülüp geçerdim
aşık olmak mı?
geçici derdim
şimdi ben de aşık oldum
yalan dediÄŸim ÅŸeylere
duygulara tutsak oldum
aÅŸk demek ne demek
ancak şimdi anladım
AÅŸk
Sen ve 55 numaralı otobüsün yalancı güzeli için…
Sağır bir kahkaha sessiz bir çığlık,
adımlarından arta kalan ardında birkaç iz.
Bıraktığın yerde hala gölgeler.
Hani birgün yorulup da oturduğun sandalyeler,
hala oradalar.
Sanki kanat çırpışları yankılanan martıların,
gökyüzünde hala tüyleri.
Savrulan rüzgarın durduğu ağaç gövdeleri,
hala orada, bizim, ikimizin bırakamadığı yerde.
AÅŸk
Asrın çözemediği garip duygu
Anca tutulursan anlarsın
En büyük acıları çektiren
En güzel sevinci veren
Hele yazın mehtapta
Sevgilinle baÅŸ baÅŸa
İşte o an aşkın
Ne demek olduğunu anlarsın
Aşksız bir yaşam
Susuz bir hayat gibidir
Nasıl susuz yaşayamazsan
Aşksız da yaşayamazsın
Tanımı olmayan bir duygu bu
Tutulduğun zaman anlarsın
İşte o zaman
Onun tadına varırsın