Sen: “Ol!” dersin ve olur!
Pırıltı dolu billur,
Çığlık içinde fağfur.
Bir renk bize öteden
Ve bir ses o besteden;
Nur bize, Allah’ım, nur!
***
Büyük divân ve huzur…
Bekliyor mezarı Sûr.
Sonsuzluk, ölümsüzlük,
Bitmez, tükenmez düzlük…
Nur bize, Allah’ım, nur!
***
Güneşi tuttu çamur;
Elmas mahcup, zift mağrur.
Yakın kandili, yakın!
Ne donanma, ne yangın…
Nur bize, Allah’ım, nur!
Sen: “Ol!” dersin ve olur!
N. Fazıl Kısakürek
Bir ışık sun ya Rab bize!
Gönlümüze nurlar dolsun.
Yollarımız çıksın düze,
Her arayan Seni bulsun.
Gökler yere rahmet döksün;
Ufuklarda şafak söksün;
Zulmetler yıkılıp çöksün;
Her yanda Nâmın duyulsun...
Gözler bunu gözlerimiz,
Yorgun ve bitkin hepimiz,
Evvel-âhir emelimiz,
Her gün bir şehrâyin olsun...
Can kat cana ışığından!
Kuvvet gönder otağından!
Sun bir ziyâ nur çağından!
Çarkın yeniden kurulsun.
Bu mevsim o kadar coşkun ki sular,
Çığlık çığlık vadi, dere inliyor.
Sular gibi köpürüyor duygular,
"Gel Sonsuz’a yelken açalım" diyor.
Nur yağıyor, ışık sarmış her yanı,
Zaman artık sevinç, neş’e zamanı...
Beklemiştik mevsimlerce bu ânı,
Bir bir ölenler şimdi diriliyor...
Her yanda güzellik, her yanda âhenk,
Geçmişteki muhteşem günlere denk...
Ve bahçelerimizde hevenk hevenk,
Bir başka tadda meyveler eriyor...
Duygularla dolu esiyor rüzgâr,
Kabarıyor denizlerde dalgalar;
Enginlerde altın saçlı bir bahar,
Binbir renk ve desenle tülleniyor.
Ve, gelenler daha mutlu olacak;
Dünyâ yeniden ışıkla dolacak...
Asırlık karanlıklar boğulacak,
Muştusu ULU DÎVÂN’dan geliyor.
M. Fethullah Gülen
İltifât et aç kapını bendeni sevindir.!
Nağmeler sun ruhuma ötelerin dilinden;
Sun ve gönlümü saran hafakanlarımı dindir.!
Sunduğun gibi nâçârlara kendi elinden.
Sensin o tek merhametli bana da bir ihsan,
Lutfeyleyip yolumu otağına çevir.!
Yol boyu her dönemeçte nezdinden bir bürhan;
Sal ufkuma ahdini emânıma yetiştir!
İç içe gurbetteyim, yok gurbetlerin dibi,
Ağarsın ak günler, ersin zulmetin eceli.!
Sensin bu gamnâk gönlümün Biricik Sahibi,
Herkes gibi ne olur bana da bir tecellî.!
Ve her ân yepyeni bir vuslat heyecanıyla,
Gönlüme o derin sevginin zevkleri insin.!
Hep kanatlansın ruhum aşkının tufanıyla.
Hicranla köpüren ızdıraplar bir bir dinsin!
Duyayım kalbimde tecellî ettiğin ânı.
Ve bakışlarım sonsuzun rengine boyansın!
Göreyim şevkin vuslata döndüğü zamanı...
İsterse artık her yanım ateşlere yansın...
Bir sırlı âlem ki güneş tıpkı bir bengisu,
Madde çözülüp mânânın bağrında erimiş;
Ruh tecellî avında ve gönül kurmuş pusu,
Herkes bir büyülü temâşâ ufkuna ermiş...
O yerde O’ndan başka hiçbir şey işitilmez,
Kulaklara çarpan ses duygularin bestesi;
Saatler "tik tak" ve günler dogup-batmak bilmez,
Zaman, mekan bilinmezin sirli hendesesi...
M. Fethullah Güle
Efelerin efesi sensin
Hayatımın aşkısın.
Büyük aşkla yaşarım
Aşkım Efe sensin
Hayatımın aşkısın
Güllerin kralısın
Asrın sultanısın
Efelerin efesi.
Cennette başarılar
Ruhların en güzeli
Hayatım sensiz geçmiyor
Efelerin efesi.
Aslı Arsava
dur öyle kal kıpırdama
masum haline bürün
yanakların kızarık kalsın
rüzgar savursun saçlarını
tahrik edici dişiliğinde dursun
çok şey mi istedim!
yine edepsizleşti gecem
olsun adı konulmasın
deneyim diyelim yaşananlara
bertaraf et beni kendinden
şimdi yolunu yap ayrılığın
akıntıya bırak beni acımadan
ne olacaksa bana olsun
dökülsem toplama
fedakarlık yapma
sevapları al,
günahları bırak git
baykuşlar ötsün virane halime
tenine değen ellerim yansın
tek isteğim var senden
aşksa yaşananlar,
ben yaşamış olayım
cefası bana sefası sana
yeter ki sen arsızlıkla yargılanma.
A. Aziz Kan
Ecel geçit verme bana
Yalvarıyorum Yaradana
Kurbanım Azrail sana
Gel götür ecel beni
Kanım akmaz
Sesim çıkmaz
Benim gibi kimse
Canından bıkmaz
Her gece kabuslarla uyanırım
Bunca derde nasıl dayanırım
Bir daha uyanmayayım diye yalvarırım
Her sabah yine uyanırım
Al götür ecel beni
Dağları aşırırsın
Yolumu şaşırırsın
Sabrımı taşırırsın
Artık götür ölüm beni
Kapanmaz oldu yara
Vâkit bul beni de ara
Gel götür ecel beni
Hani atlı candan geçilmezdi
Ekinler yeşilken biçilmezdi
Bu ruhum canından bezdi
Gel götür ecel beni
Dertlerim olmuş dizi dizi
Görmez mi beni
Ecelin gözü
Neyleyim kimseye geçmeyen sözü
Dert verip gezdirirsin
Ecel vermez ezdirirsin
Artık canımdan bezdirirsin
Gel götür ecel beni.
Göksel Kurum
Hasret Sana bu gözler, gönlüm yolunu gözler,
Huzûra ersem bir kez, bahara döner güzler...
Erse pâyine başım, hep çağlasa gözyaşım,
"Sen Sen" deyip ağlasam, kalkar bütün pürüzler...
Köyünün pembe rengi, bulunmaz asla dengi;
Temizlenip giderler, günâhla gelen yüzler.
Gelenler erer nûra, her biri bir sürûra,
Rahmet yağar heryana, kalır mahrûm gözsüzler...
Toprağından tozundan, o mübârek izinden
Zulmetli dünyâlara akar gelir gündüzler...
Ölgün ne desem Sana, medhin düşmezdi bana;
Birşey diyeyim dedim, vefâ etmedi sözler.
O derin şefkatinden, çok engin himmetinden,
Dönüp bir teveccüh kıl; rûhum lütfunu özler!
M. Fethullah Gülen
Gözlerine bakar ağlar
Bu son şarkı
Son umut
Gitme hep burada kal
Bizimle kal bu kıyıda
Her yanına dokundum bakışının
Her yerini tanıdım göklerinin
Gün boyu sende uçtum
Dinlendim dallarında
Atlılar gibi yoruldum yanında
Uyudum
Ölür kıyı ölür yazlar
Alır götürür karakış
Her bahar her umuda zorunlu mu
Neden yolcusun bu kadar
Gideceksen
Al götür umudumu
Al götür sonuna kadar
Simdi kimsezizim yalnizim
Sen gittin kaldin anilar icinde
Fakat bilmeni isterdim
Sarkimiz caliyor halen kalbimde
Yine yildizlar serilmis yakamoz üstüne
Munzur yikilmis dag etegine
Bak her sey yerli yerinde
Bir sen yoksun kaldin anilar icinde
Gün doguyor yine kuslar ötüyor
Benin icimde firtinalar dinmiyor
Kuzey rüzgari götür beni savur tözumu dört yana
Yarim gitti kaldim yalniz, sarildim anilara
Sevmedim kimseyi seni sevdigim kadar
Vermedim deger kimseye sana verdigim kadar
Kapattim kapisini kalbimin sen giderken ardindan
Simdi yoksun, kalacaksin anilarimda ben ölene kadar! ! !