Analardır adam eden adamı
aydınlıklardır önümüzde gider.
Sizi de bir ana doğurmadı mı?
Analara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
Gelinler aynada saçını tarar,
aynanın içinde birini arar.
Elbet böyle sizi de aradılar.
Gelinlere kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
İhtiyarlıkta aklına insanın,
tatlı anıları gelmeli yalnız.
Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın,
efendiler, siz de ihtiyarsınız.
Bulutlar adam öldürmesin.
Gece yırtıldı
göğü gördüm
şaşılası yakındı
Yıldız toplardım
çocuk olsaydım!
gece yırtıldı
denizi gördüm,
bir alev topuyla geldi
gölcük’te kavaklı’yı
deÄŸirmendere’de
sahili yutan dalgalar
gece yırtıldı
çaresizliği gördüm
batacak bir gemiydi sanki ev
öylesine korkunç sallandı
ve bütün sesleri boğdu
dipten gelen uÄŸultu
gece yırtıldı
korkuyu gördüm
savruldum oradan oraya
ve inanılmaz bir aşkla sarıldım
kırk yıllık karıma
Haliç’te bir vapuru vurdular dört kiÅŸi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Deli cafer ismail tayfur ve şaşı
Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
Üçü kamarot öteki aşçıbaşı
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Cinayeti kör bir balıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiçbiriniz orada yoktunuz
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
On üç damla gözyaşını saydım
Allahına kitabına sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
SarhoÅŸtum KasımpaÅŸa’daydım
Hiçbiriniz orada yoktunuz
Haliç’te bir vapuru vurdular dört kiÅŸi
Polis kaatilleri arıyordu
Deli cafer ismail tayfur ve şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
SarhoÅŸtum KasımpaÅŸa’daydım
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Cinayeti kör bir balıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım
Unuttuğum adındır rüyalarımı süsleyen
Öylesine hatırlayamadığım adın
İşte bundandır yanlış isimlere şiirler yazışım,
Ve bundandır umarsız/sessiz bakışım
Bir adın olaydı yüreğimi yakan
Unutaydım sonra yine
Böyle eli böğründe bırakaydı,
Hatırlayamadığım saçların.
Simdi savrulan her saç senin
Şimdi her menevişli göz senin
Hani yüreğin, Hani veremediğin sözlerin
Ve de ümide boğan gözlerin
Bakmasaydın keşke hatırlayamasam da
Bakmasaydın…
Erguvan örerdi bahar saçlarına
Ben görmedim hiç
Kimse görmedi…
Hiçbir kör görmedi iÅŸte…
Bir adın olaydı keşke
Uyuduğumda sayıklayıp uyandıran
Sonra en derinlere daldıran
Orda bırakan
Bir adın olaydı keÅŸke…
Ele veriyor kendini,
Gözlerindeki derin sevgi,
Bakışlarına yansımış,
Onun yüreğinin güzelliği,
Aşkıyla yanıyor kalbim.
Bir güvercin gibi titreğim.
Heyecandan mı desem sevgiden mi?
Bilemiyorum…
Ama galiba ben onu,
Çok seviyorum…
Ne hayal nede rüya, ordaydı
Sessizliğim dillendi duygularım şahlandı
Kalp atışlarım, yorgun bakışlarım
İlk defa yaşadığımı anımsattı
Artık dağlarımda hep senin karaltın
Karşılığı var mı bilmem ama sende kaldı aklım.
Yine gel aldırma gidişlerime
Kapı açık tekrar gir düşlerime
Soframa bir tabak daha koydum
Öğrendim yaÅŸamayı hayalinle …
AÅŸk
AÅŸk dediÄŸin nedir ki
Tenden bedenden sıyrık
Çocukların içinde
Yaşadığı bir çığlık
AÅŸk dediÄŸin nedir ki
Histen nefesten varlık
Umutsuzluk içinde
Karanlığa son ıslık
Ahmet Hamdi Tanpınar
AÅŸk
Aşk gönüllerde bir ateş ve ruhlarda ışık,
Hicranla yanar âşık, ümitlerinde bahar…
Sînesinde gam, hüzün; ufku vuslata açık,
Gezer çölden çöle avare her zaman zâr zâr…
Feryadı sırrının sesi, sırrı kıpkızıl kor,
Dolaşır, dolaÅŸtığı gibi âhu peÅŸinde…
Mest u mahmurdur dudağında bir kızıl fağfur,
Her gece bir visal yaşar Cânân’la düşünde.
Hayaletler gibi sarar ruhunu kuÅŸkular,
Sîmasinda fecir sevinci, akşam tasasi;
Yer yer bir meçhule tâli’ kapı aralar,
Firdevs’ten rengi, Firdevs’ten suyu, havası.
Bazen yeisle kırılır, onulmaz kırığı,
Bazen ufku ışık, râyiha, renkle tüllenir;
Bazen tâ ötelerde duyulur hıçkırığı,
Yapraklar gibi sararır, mumlar gibi erir.
Hep hazan yaşar ama, hiç solmaz çiçekleri,
Dilinde her zaman hasret u hicran bestesi;
Kederi çok olsa da köpürür sevinçleri,
Aşkın ölümsüzlüğüyle tınlar çelikten sesi.
Gözlerinin içinde bir uhrevî enginlik,
Süzer çevresini ve derin derin gülümser…
Duygularında sonsuzluk gibi bir zenginlik,
Kâh çaylar gibi coşar, kâh yeller gibi eser.
Ey aşk artık anladım meğer sen her şeymişsin,
Hem öldüren bir zehir, hem dirilten bir iksir;
Allah’a götüren yollarda soluğun, sesin,
DiriliÅŸ üflemekte ölü ruhlara bir bir…
AÅŸk
Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı
Herşey bir anda başladı
Yaşandı
Ve bitti…
Yan yana gidip de bir süre
Ayrı yönlerde uzaklaşan
İki tren gibi
AÅŸk
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.