Oca 01
köpeğin biri yalıyor,
kaldırıma düşmüş ay ışığını
gölgeler seni fısıldıyor
sayısız gün sayımlarını
yüreğini yaldız suyundan çıkarıyorum
kepçeler geçiyor yeryüzünden
bir çocuk gözlerinde gözlerim
sevdasızlık
korkuyorum
talanlardan korunan düşler gülüyor
ellerin avuçlarımda bir serçe
güneş gözlerini kırpıyor
Sniper’lar teraslarda
boşluklar arıyor
yüreğini yaldız suyundan çıkarıyorum
sözlerimiz olmadığın masalarda kalmış
incitmeden okşuyorum.
Tags:
Solumalarda
Oca 01
turuncu turuncu gün batımlarında
sana dolu dolu yağmışız
yüksek gerilim hatlarında
yollarına ıslak düşmüşüz
gri gri bulutlarda
en çok seni aramışız
düşün ki leyleklerin yolculuklarında
yıldızları avuçlarımızda
kaçaklar gibi toplamışız
bir gökyüzü belki senin maviliğinde
meydanlarda içiçe yaralı yatmışız
buhar buhar sevdalarda
düşün ki bir karınca
kanatları kırık
yandıkça yanmışız.
Tags:
Adımlar
Oca 01
Tıkış tıkış kafamın içi
Şiir akıtmak istiyorum
Sarı yapraklı küçük defterime
Kalyonlar çoktan kapatmış devrini
Polyester fiber tekneler moda şimdi
Saçlar açık sarı
Ayasofya hep aynı yerde
Bağdaş kurmuş İstanbul’a
Sulanahmet’i almış arkasına
Önünde Sarayburnu Marmara
Takalar yok Haliç’te
Büyük yolcu motorları yolcu taşıyor tepeleme
Bir balıkçı teknesinde olmak isterdim Boğaz’da
Aşağı yukarı vuruntulu
İlk çocukluk sevdaları gibi
Duman duman nane kokan
Mentollü.
Maltepe/İstanbul - 26.02.2008
Tags:
Boğaziçi,
Mentollü
Oca 01
Denize kendini salıvermiş
Rüzgara hasret yelkenliyim
Rüzgarım ol şifa ülkesinde bul beni
Beraber dolaşalım Datça’nın
Damat tatlısı gibi dilimlenmiş büklerini
Üç Kayalar’dan amfora çıkartmacasına
Davul zurna eşliğinde harmandalı zeybek
ferayi oynamacasına
Arılarla uçsak adanın kekik kokan tepelerinde
Bir hafta boyu sergilenen yeni gelin çeyizi gibi
Kızılbük, Hayıtbükü, Adatepe, Ovabükü
Palamutbükü, Değirnenbükü, Domuzbükü
Rüzgarım ol sırtımda Taşı beni Kinidos’a
Alaca kına ol avuçlarımda
Afrodit kıskansın birlikteliğimizi
Demeter’den alalım bereket müjdesini
Körmen Limanı’nda buluşalım nefesini eksik etme sırtımdan
Datça’nın çağla kokan yıldızlarına götür
Bir damla keçiboynuzu balı lezzetinde gezelim seninle
Rüzgarım ol bu şifa ülkesinde.
Maltepe/İstanbul - 16.03.2008
Tags:
Beni,
Taşı,
Yıldızlara
Oca 01
Sonsuz tasarımlarım var
kağıttan perde çocuk bezinden şapka
sonsuz tasarımlarım var
tek model bir beygirlik taşıtlar
sürücülerin bir elinde mızrak başlarında kontrplak miğferler
kent dikey gelişmeye esir olmuş
işi bittiğinde yenilebilen bardaklar
lale yumruları toplayıp zengin olan sırma bıyıklı tüccarlar
zurnacılar davulcular
ucuz hayvan satıcıları pire bit ve tahtakurusu tacirleri
nöbetini bitiren sur duvarına tekrar nöbet yazan kent mimarları
meyve suyu işine başlayan sahte rakıcılar
hep aynı caddede aşağı yukarı günlerce yürüyen makyaj özürlüler
sanattan nasibini alamayanlara özel dersler
daha neler var düşlerimde neler
hepsi cehalet kalıntıları yirmi birinci yüzyılın
beynimin içindeki boy boy tasarımlar
daha mı neler
çok şeyler var düşlerimde bir birinden farklı çok şeyler
acı tatlı doğru veya yanlış olabilir konuşalım tartışalım
zaman aşımına uğramış düşlerimizi de kaldırıp atalım
bakın ne kadar boş yer kalacak düş bahçenizde
oraya renkli çiçek tohumları atalım gün gelir büyürler
gün gelir renkli çiçekler açarlar başını eğmiş mor orkide ve bej rengi gül
gün gelir kokularını duyarsınız düşsel bahçenizdeki çiçeklerin
o zaman işte tekrar düş kurmak istersiniz ama belki
belki o şans size tekrar verilmeyebilir
veya düş kurmak yasak edilir.
İşte o zaman sahipsiz düş bahçelerim susuz kalır
yağmuru özlerim yine de bitmez düşlerim
renkli çiçeklerime ve sicim gibi yağmur yağar içime
yağmur yağar gönül bahçeme
sonra toprak kokusunu düşlerim
hiç tükenmek bilmez
düşsel fantezilerim.
Maltepe/İstanbul - 20.04.2008
Tags:
Düşsel,
Fantezilerim
Oca 01
Dalgalar
titrek kedi yavruları gibi annesinin kucağında
emerken memelerini sahilin
boya lekeli çakıl taşları ve boş yağlıboya kutuları
gözlerimi yormuyor
Sandallar yatlar indiriliyor suya
vernik kokuyor buram buram kamara
tekne mevsimi gelmiş
bir yaz daha başlayacak pek yakında
Çırağan Sarayı’nın önünden başlayan yarışları
adalar arası turları
Boğaz gezisi ve
Kınalı’da demir atıp güneşin doğuşunu seyretmeyi
teknede kahvaltı etmeyi
üzerime çay dökmeyi özlemişim
Tekne mevsimi geldi de geçiyor belki
ben yeni hatırladım geçen yaz günlerimi
Gökova’da gece yıldızların ışığında yüzmeyi
çapayı çekerken zincir temizlemeyi
özlemişim tekne mevsimini
Dalgaların sahile vurduğunda çıkarttığı sesi
su üstünde çalkalanmayı
yağmurlu bir bahar günü istavrit yakalamayı
özlemişim denizin ürperten ıslağını
tekne mevsimi gelmiş sıvamalı kolları
tekne mevsimi gelmiş olta takımlarını hazırlamalı.
İstanbul - 02.04.2008
Tags:
Gelmiş,
Mevsimi,
Tekne
Oca 01
Kırmızı kalemimle çakıl taşlarına adını yazıyorum
Tek tek onları su üstünde gezdiriyorum
Sana bir şiir yazdım
İçimden defalarca okuyup ezberliyorum
Atmacam ipini kopartmış kaçmış
Kapım açık pencerem rüzgara teslim
Ayaklarım çıplak
Her an sen gelecekmişsin bekliyorum
Azığımda bir dilim kuru ekmek dilimde şarkımız dolanıyor
Uzaktasın atmacamın ipi kopmuş
Sana ulaşırsa ona bak gözlerine bak beni göreceksin
Dağların başı yine dumanlandı
Gökyüzü kahırlandı
İsmini avaz avaz bağırıyorum
Karşıki tepelere
Sadece tekrarlıyor
Cevap vermiyor aynalar bile hep kendimi gösteriyor
Saklama kendini gel.
Özlemim var paylaşalım bekletme gel.
Maltepe/İstanbul - 23.04.2008
Tags:
Gökyüzü,
Kahırlandı
Oca 01
Yalvarmak nafile bugün gidiyorsun ağır ağır
Kimse duymaz bil ki seni istediğin kadar bağır
Cenazeler gidiyorken hiç umursamaz bakardın
Bugün okunan selada okunuyor senin adın
Bıraktın bak her şeyini evladı malı karını
Günü hep bugün sanırdın bilmez miydin sen yarını
İnsanlar ölür ve biter diyordun her tartışmada
Gözün hiçbir şey görmezdi haram yiyip atışmada
Alnın hiç secde görmezdi nefsini Rab edinmiştin
Yüzünü kıbleye değil çıkarlarına dönmüştün.
Gaziantep - 02.03.2006
Tags:
Nafile
Oca 01
Yeni bir İstanbul çizdim çehrene
Dördüncü Levent’de bir akşamüstü
Bir daha tutuştu taş kaldırımlar
Dördüncü Levent’de bir akşamüstü
Gökdelenler göğe hüzün germede
Kesik kesik nefes alıp vermede
Bir ayağı can evime girmede
Dördüncü Levent’de bir akşamüstü
Yağmur yağıyordu, hava ayazdı
“Gitmek” ruha derin bir çukur kazdı
Sevda ensemizde uyuyayazdı
Dördüncü Levent’de bir akşamüstü
Boğaz taştı sanki, yırtar kıyıyı
Taksim’in arkası tartar kıyıyı
Otur bir kahvede, kurtar kıyıyı
Dördüncü Levent’de bir akşamüstü
Yolumuz hep yokuş, hayat inişti
İstanbul eskiden daha genişti
Gözümde değeri pula dönüştü
Dördüncü Levent’de bir akşamüstü.
Tags:
Akşam,
Dördüncü
Oca 01
Koca kayaları yollarımı engeller
Dikenli çalıları kollarımı çengeller
Aklımdan da geçmiyor değil döngeller
Göller yutasıca tepeler, denizler yutasıca dağlar
Gümbür gümbür sellerini akıtırlar
Düşüre düşüre ellerimi acıtırlar
Bırakmazlar peşimi, paçalarımdan asılırlar
Göller yutasıca tepeler, denizler yutasıca dağlar
Birini geçsen, öteki seni durdurur
Tuzağa düşürüp, aniden arasında buldurur
Dönmeyi varmaktan daha beter oldurur
Göller yutasıca tepeler, denizler yutasıca dağlar.
Denizli - 23.04.2008
Tags:
Dağlar,
Denizler,
Yutasıca
Son Yorumlar